Penang Adası ve Monkey Beach

2 aylık uzak doğu gezimin bir haftasını arkadaşlarım ile beraber bu adada geçirdim.

Özellikle Pennd adasında bulunan George Town şehri ile birlikte Unesco tarafından koruma altına alınmış sokak resimleri ile birlikte gezginler arasında çok popüler. Bu resimlerden bir kaçına internette görmüş olmalısınız.

Gerorge Town’da bir gün boyunca sokaklarda gezerek bu resimleri keşfedebilir, harika bi gün geçirebilirsiniz. Bu arada Hint sokağına uğrayıp, sokağın başında bulunan hint lokantasına oturup yemeklerden tatmayı unutmayın. Büyük muz yaprağında servis edilen birbirinden farklı ve güzel çeşitli bitkisel ağırlıklı lezzetler. Aslında lokanta içerisinde ki atmosferi yaşamak bile harika. Tabi ki çok titiz biri değilseniz.Yemeği ardından yine sokağın başında bulanan çayçıdan sütlü hint çayını deneyimleyin. 🙂

Şehirde gecen günün sonuna doğru otobüse atlayarak adanın arka tarafına geçiyoruz. Monkey beach’e giderek orada bir hafta kalmayı planlıyoruz.

Otobüsden inip biraz zaman geçirdikten sonra couchsurfing aracılığı ile tanıştığımız bu adada işleteci arkadaşlardan biri olan David ile karşılaşıyoruz. Çinli olan Devid bizi çin lokantasına götürüyor. Menümüz adını bile tellafuz edemediğimiz deniz çorbası ve yeşil çay.

Yemeğin ardından David bizi bir hostele götürüyor. Hostelin Vietnam savaş filinden çıkmış gibi egzantrig bir atmosferi var. İlginç misafirler ve tropikal bitkilerin arasında yer alan salaş, kirli bir yer.

Sabahın ilk ışıkları ile uyanıp hareket hint lokantasına ardından tekneyle adaya ulaşmak için iskeleye.

Amanın ada bir güzel bir güzel anlatamam. Adayı kelimelerle ifade edeyim : tropik, maymun, balık, deniz, plankton. 🙂

Adada yer alan işletmeci arkadaşların gösterdiği barakay çadırlarımızı kurduk ve onlardan ağlarını ödünç aldık. Her gün balık yakalaıyor ve bu balıkları temizleyerek onlara telim ediyorduk. Bize balıkları ister kızartıp ister barbekü olarak veya kari sosunda pişiriyorlardı. İlk defa midye ve yengeci de burada tatma fırsatı yakaladım.

Sahil şeridinde tatilcileri izliyor bazen maymun kovalıyorduk. Gününmüzün büyük bölümü ise balık yakalamakla geçiyordu. Balık tüketimi hat safhaya ulaştı. Öyleki balık yemekten midem bozuldu ve adada iki gün daha fazla kalmak zorunda kaldık.

Sahilin arkasında ise yağmur ormanları yükseliyordu ve çok tehlikeliydi. Ormana yaklaşırken sivrisinekler saldırmaya başlıyor ve dayanılmaz hal alıyor. Losyonlar bile sizi bir noktaya kadar koruyor. Ormanda yürümek de bitki örtüsü ve sulu topraktan ötürü imkansız. O filmlerde gördüğümüz yağmur ormanlarını ne kadar tehlikeli olduğu burda deneyimleyerek öğrendim. Ayrıca ilk adımdan itibaren de gözlerin üzerinizde olduğunu unutmayın. Maymunlar sizi bir noktadan izliyor kimi sıra yanınıza gelip sizi tehdit ediyor. 😀

Bir gece bana ikram edilen kokanatımın suyunu içtim ve içini yemek için çadırımın kenarına koydum. Ertesi gün bir maymun gözlerimin önünde kokanatımı çalıp götürdü. 😀

Kokanatımı yürüttü, afiyetle mideye indiriyor.

Geceleri denize girmek ayrı bir eğlenceydi. Suyla temas ettiğimiz noktada planktonlar yeşil yeşil parlıyor, bir sihiri andırıyordu. Adada geçirdiğimiz harika bir haftanın ardından artık başkente gitmek için ayrılma vakti gelmişti.

Bir Cevap Yazın